Japon insanlar neden size istemediğiniz yiyecekler veriyor?
Japonya'ya yapılan her seyahatte, bir noktada bu an gelir. Ev sahibinizin bir arkadaşı kapıda elinize küçük, ambalajlı bir kutu tutuşturur. Pansiyonun sahibi yatağınızın üstüne yöresel bir tatlı paketi bırakır. Tur grubundan neredeyse hiç konuşmadığınız biri trenden inmeden önce çantasından bir şeyler uzatır. Gülümsersiniz, kabul edersiniz; ama tam olarak ne olduğunu ya da bundan sonra ne yapmanız gerektiğini bilmezsiniz.
Az önce içine girdiğiniz dünya omiyage kültürüdür ve kökleri son derece derindir.
Omiyage, herhangi bir seyahatin ardından ev halkına ya da iş arkadaşlarına yöresel hatıralar, neredeyse her zaman yiyecek getirme geleneğini ifade eder. Bu sıradan bir nezaket değildir. Kyoto'da bir hafta sonu geçiren bir Japon, ofisindeki her çalışan için ayrı ayrı paketlenmiş tatlılar getirir. Çoğu çalışan için değil, tek tek herkes için. Birini dışarıda bırakmak ciddi bir sosyal hata sayıldığından, satın alma öncesinde kişi sayısı dikkatle hesaplanır.
Hediyenin kendisinden çok yapılan jest önem taşır. Bu hediye şunu anlatır: Uzaktayken seni düşündüm. Yanında olmasan da zihnimdeydim. Ucuz ya da pahalı olması o kadar belirleyici değildir; önemli olan hediyenin belirli bir yerden, gerçekten gidilen bir noktadan gelmesidir. Omiyage'nin yöresel kimliğinin tartışmasız olmasının nedeni budur. Tokyo'da alınan bir şeyi Hokkaido'dan geliyormuş gibi göstermek, geleneğin tüm anlamını ortadan kaldırır.
Gezginler için bu durum küçük ama gerçek bir sorumluluk yaratır. Bir Japon'un evine gidecekseniz, aile yanında kalacaksanız ya da yerel biri sizi gezdiriyorsa eli boş varmak fark edilir. Kimse bunu yüksek sesle söylemez. Ama yöresel bir dükkandan alınan küçük bir yiyecek hediyesi, hatta kendi ülkenizden getirilen bir şey bile olumlu karşılanır ve bu işlerin nasıl yürüdüğünü anladığınızın sessiz bir göstergesidir.
Yapmamanız gereken şey hediyeyi uzun bir konuşmayla sunmaktır. Japonya'da hediye verme alışkanlığı, neredeyse isteksizmiş izlenimi verecek kadar sade tutulur. Veren kişi çoğunlukla hediyeyi küçümser, alan ise sessizce kabul eder. Özel bir şey değil, gerçekten gibi ifadeler olağandır. Alan kişi genellikle hediyeyi verenin önünde açmaz; ancak bu norm bazı modern ortamlarda yumuşamıştır. Emin değilseniz, ambalajı açmadan önce davet edilmeyi bekleyin.
Ambalajın kendisi de ayrıca dikkat çeker. Japon hediye paketleri çoğu zaman şaşırtıcı derecede özenlidir. Narin kağıtlar, titizlikle yapılmış kıvrımlar, gerçek bir düşüncenin ürünü olan kurdelalar. Vereni izlerken paketi dikkatsizce yırtmak iyi bir izlenim bırakmaz. Bir an için yavaşlayın.
Bununla ilişkili bir kavram olan temiyage ise birinin evine giderken götürülen ev hediyesidir. Temel ilke aynıdır: bir şey götürün, fazla söz etmeyin, jesti konuşturун. Alkol, meyve ve tatlılar uygundur. Aşırı pratik hediyeler ise ticari bir his yaratabilir.
Bütün bunlar kaygılanmayı gerektirmiyor. Çoğu Japon, gerçekten çaba gösteren yabancı ziyaretçilere karşı içten bir hoşgörü besler. Mükemmel bir uygulama yerine doğru niyetle hareket etmek çok daha önemlidir. Niyet oldukça basit: Japonya'da hediyeler ilişkileri besler, alışveriş mantığıyla işlemez. Aklımdasın dememenin en sessiz yoludur bu ve yalnız nezaket konuşmalarının taşıyamayacağı bir anlam taşır.
Bir tren istasyonunda ya da tapınak kapısında biri size yiyecek uzatırsa ve nedenini bilmiyorsanız sadece içtenlikle kabul edin. Karmaşık bir şeyi kaçırmıyorsunuz. Size sunulan şey, Japon düşüncesinin en sıradan biçimidir: ambalajlanmış, uzatılmış ve karşılık beklenmeksizin verilmiştir.