Kuzey Kyoto'daki tekne evi köyü: çoğu gezgin buraya hiç ulaşamıyor
Gizli Japonya'yı arayanların çoğu, aslında hiç de gizli olmayan yerlerde bulur kendini. Ine farklı. Kyoto şehir merkezinin yaklaşık iki saat kuzeyinde, Japonya Denizi kıyısında, o kadar korunaklı ve kavisli bir koyda yer alıyor ki köy sanki gizli kalmak için tasarlanmış gibi hissettiriyor. Buraya ulaşan yabancı turist sayısı çok az. Gelenler ise genellikle bir kez gelip yıllarca bu yeri aklından çıkaramıyor.
Ine'yi bu yolculuğa değer kılan şeyi fotoğraflardan anlamak mümkün değil. Köy, balıkçıların zemin kattan doğrudan denize açılabilmesi için suya bitişik inşa edilmiş yaklaşık 230 funaya'dan, yani geleneksel tekne evinden oluşuyor. Deniz, zeminin ta kendisi. Aileler yüzyıllardır bu şekilde yaşıyor ve yaşamaya devam ediyor. Koyun çevresini saran dar yolda yürürken karşınızda ayakları suya değen ahşap yapılar, korkuluklarda kuruyan ağlar ve hiçbir işe yaramayan taş basamaklarda uyuklayan kediler görüyorsunuz. Turistik bir yer gibi durmuyor, çünkü gerçekten değil.
Ine'yi görmenin en iyi yolu tekneyle gezmek. Ana balıkçı limanından kalkan tur teknesi, sizi iç koyun etrafında yavaşça dolaştırıyor. Funaya'lara o kadar yaklaşıyorsunuz ki ahşabın dokusunu ve suyun her yapının altında nasıl hareket ettiğini görebiliyorsunuz. Karadan bakınca güzel bir manzara var elbette, ama sudan baktığınızda yerin tüm mantığını kavrayabiliyorsunuz: koyun tek bir işleyen sistem olarak nasıl çalıştığını, bir balıkçı köyünün kendini karaya değil erişime göre nasıl örgütlediğini. Bu bakış açısı değişimi, bilet ücretini tek başına karşılıyor.
Mümkünse sabah gidin. Sabah 9'dan önce koya vuran ışık çok güzel. Amanohashidate'den öğlene kadar gelen günübirlikçiler ortalığa dolmadan köy, huzurlu bir sessizliğe bürünüyor. Amanohashidate, yaklaşık 20 dakika güneydeki ünlü kum seti; insanların Kyoto İli'nin bu kesimine gelme nedeni zaten bu. Ine ise tam olarak ötesinde kalıyor ve çoğu kişi ilerlemeye değer görmüyor. Avantaj sizin.
Bilmeniz gereken bir restoran var. Funaya no Yadoya, dönüştürülmüş bir tekne evinde taze balıklı tabldot servis ediyor. Pencerenin bir metre altında denizi görerek yemek yemek, şehirlerde bu kadar zaman geçirip geçirmemeyi sorgulatıyor insana. Özellikle hafta sonları önceden rezervasyon yaptırın; yer küçük ve çabuk doluyor.
Arabasız gitmek biraz planlama gerektiriyor. Kyoto garından Miyazu'ya hızlı treni alıp ardından Ine yönünde bir yerel otobüse binmeniz gerekiyor. Gidiş dönüş toplamda yaklaşık dört saat ediyor. Kulağa uzun geliyor, ama otobüsle geçtiğiniz Tango Yarımadası kıyısı gerçekten çarpıcı. Bu ulaşım zorluğu, Ine'nin sakin kalmasının başlıca nedeni. Daha az kişi bu zahmete katlanıyor. Katlananlar ise köyü neredeyse kendilerine ait buluyor.
Yerel SIM veya eSIM, burada pek çok yerden daha önemli. Kyoto İli'nin bu bölgesinde mobil sinyal zaman zaman kopabiliyor; mahsur kalmamak için güvenilir haritalara ve anlık otobüs saatlerine ihtiyacınız olacak. Öğleden sonranın geç saatlerindeki dönüş otobüsleri sık gelmiyor; birini kaçırmak küçük bir sıkıntı değil, ciddi bir sorun. Otobüs durağına gelmeden önce saatleri kontrol edin, durakta değil.
Ine görkemli bir yer değil. Ünlü bir tapınağın ya da kalabalık bir yiyecek pazarının verdiği o coşkuyu burada bulamazsınız. Ama size başka bir şey veriyor: keşfedilmek için beklemediği hâlde karşınıza çıkan, kendi koşullarında var olan ve olağanüstü güzel olmaya devam eden bir çalışan köy bulmuş olmanın hissini.